Aile üyelerine konut kiralamasında vergisel uyumluluk nasıl sağlanır?

Ailenin bir üyesine bir konutun kiraya verilmesi en kolay çözüm olarak görülmektedir – daha az formalite, daha fazla güven, sorun çıkmaz. Ancak tam da bu tür durumlar Alman vergi idaresi için özel olarak denetim gerektiren konstelasyonlar arasında sayılmaktadır. Yakın akrabalara kiralama işleminin vergilendirilmesi özel kurallara tabidir; küçük “ailevi iyilikler” bile tüm sözleşmenin sorgulanmasına yol açabilir. Hataların önlenmesi ve gelirlerin usulüne uygun biçimde vergilendirilmesi için, özel yaşam alanından vergi alanına geçişin bilinmesi büyük önem taşımaktadır. 

Akrabalara Kiralamanın Vergilendirilmesi – Hangi riskler mevcut ve gelirler nasıl doğru beyan edilir?

İlk bakışta akrabalara kiralama kolay görünebilir – sonuçta “aileden birisi”dir, böylece çoğu zaman formaliteler geri planda kalır. Ancak ilk sorun da tam burada başlar. Alman vergi idaresi açısından kiracının oğul, kız kardeş ya da ebeveyn olmasının bir önemi yoktur – belirleyici olan, sözleşmenin içeriği ve uygulanmasının yabancılar arasında yapılan kira sözleşmeleriyle benzerlik göstermesidir. Bu şart yerine getirilmezse, kira sözleşmesi hızlıca özel alan olarak kabul edilerek gelir vergilendirmesinden çıkarılabilir; bunun önemli vergisel sonuçları olur.

Bu nedenle, sözleşmenin imzalanmasından önce şu sorunun düşünülmesi faydalı olacaktır: Bu kiralık taşınmaz aynı şartlarla tamamen yabancı birine de kiraya verilir miydi? Cevap “muhtemelen hayır” ise dikkatli olmak gerekir. Akrabalara kiralamanın vergi açısından kabul edilebilmesi için gerçek bir ekonomik ilişkinin varlığı zorunludur – açıkça belirlenmiş kira bedeli, sabit ödeme vadeleri ve gerçek banka transferleri ile. Vergi dairesi niyet beyanlarına bakmaz – önemli olan gerçek hesap hareketleri ve dokümanlardır.

Pratikte bu, sözleşmenin tüm unsurlarının düşünülmüş ve tutarlı olması gerektiği anlamına gelir – kira bedelinden işletme giderlerinin hesaplamasına ve ödeme düzenliliğine kadar. Küçük ve biriken sapmalar dahi, vergi dairesinin hukuki ilişkiyi özel ve gelir elde etme amacı taşımayan olarak değerlendirmesine sebep olabilir. Bu durumda yapılan vergisel planlama geçersiz hale gelir.

12 dakikada basit bir vergi beyannamesi mi?

Taxando’yu seçin!

Akrabalara Kiralama – Vergi Dairesi Sözleşmeyi Ne Zaman Tanır ve Ne Zaman Geçersiz Kabul Eder? 

Vergi dairesinin bir sözleşmeyi tanıyıp tanımaması esasen tek bir temel mekanizmaya bağlıdır – sözde emsal karşılaştırması (Fremdvergleich). Burada önemli olan, tek tek rakamların matematiksel olarak eşitlenmesi değil, sözleşme ilişkisinin bütünsel görünümüdür. Kiraya veren ile kiracı arasında gerçek bir ticari ilişki yerine ortak çıkar mevcutsa, vergi dairesi tüm koşulları özel olarak titizlikle inceler.

Genellikle şu durumlarda sorunlar ortaya çıkar: kira bedeli yalnızca sembolik olarak, düzensiz veya… hiç ödenmediğinde, kağıt üzerindeki formaliteler düzgün olsa bile. Vergi idaresi açısından bu bir kiralama olarak değil, mali yardım biçiminde değerlendirilir. Bu durumda akrabalara kiralamadan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi artık mümkün değildir, zira vergisel açıdan anlamlı bir gelir durumu oluşmamıştır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da, yalnızca bir sözleşmenin varlığının yeterli olmadığıdır. Belirleyici olan sözleşmenin fiilen uygulanmasıdır – yani kiraların gerçekten ödenip ödenmediği, ödemelerin talep edilip edilmediği ve ilişkinin ekonomik, ailevi olmayan bir yapıda olup olmadığı. Kiracıya “para iadesinin” söz konusu olduğu veya ödemelerin sadece şekil gereği yapıldığı her durumda şüphe oluşur. Sonuçta bu tür detaylar, sözleşmenin kabul edilip edilmeyeceğini belirler.

Aile Bireylerine Uygulanan Kira ve %66 Sınırı – Masrafların Tamamının Düşülebilirliği Ne Zaman Mümkün? 

Aile bireylerine kiralamada kira tutarının bölgedeki kira seviyesine (rayiç değere) göre belirlenmesi merkezi önemdedir. Alman vergi hukukunda burada esas alınan, benzer konumda ve benzer özellikteki konutlar için geçerli olan brüt rayiç kiradır – masraflara dahil edilebilen ek giderler de buna dahildir. Kararlaştırılan ve fiilen ödenen kira bu rayiç değerin en az %66’sı seviyesindeyse, kira ilişkisi karşılıklı menfaatli (entgeltlich) kabul edilir ve kiraya veren borç faizleri, tadilatlar, amortisman ya da idare giderleri gibi tüm giderleri tam olarak düşebilir.

Örnek: Benzer bir daire için rayiç brüt kira aylık 1.000 € ise, tam masraf indiriminin güvenli sınırı 660 € olur.Aile bireyine 700 € bedelle (piyasa değerinin %70’i) kiralama durumunda ilgili tüm giderler genellikle tamamen indirilebilir. Yıllık 6.000 € giderde, bu tutarların tamamı gider olarak kaydedilebilir. Kira 600 € ise (piyasa değerinin %60’ı), vergi dairesi muhtemelen bir toplam gelir fazlası (totalüberschussprognose) isteyecektir – kira ilişkisi için genel bir getiri tahmini. Pozitif bir tahminde tam malzeme indirimi mümkün, negatifte ise yalnızca kısmi olarak tanınır.

En büyük risk, kira bedeli rayiç piyasa değerinin %50’sinin altında kaldığında ortaya çıkar. Bu durumda vergi dairesi kiralamayı, gelir getiren ve gelir getirmeyen iki kısma ayırır; masraflar da sadece orantılı olarak indirilebilir. 1.000 € rayiç kira ve aile içi kira 400 € (=piyasa seviyesinin %40’ı) ise, 6.000 € yıllık giderden yalnızca 2.400 € vergiye tabi olur. Bu nedenle aile bireylerine kiralamada kira tutarının bölgesel rayiç değerin en az %66’sı seviyesinde olması ve düzenli, gerçek ödemelere dikkat edilmesi tavsiye edilir.

Aile bireyine daire kiralayanların yılda bir kez küçük bir “ispat dosyası” hazırlamaları faydalı olur: güncel kira endeksini temin etmek, civardaki birkaç dairenin ilanlarını toplamak ve kendi kira hesabını kaydetmek yeterlidir. Bu işlem birkaç dakika sürer; fakat yıllar sonra vergi dairesi kirayı sorguladığında büyük kolaylık sağlar. Özellikle akrabalara kiralamada eksiksiz belgelenme, sözleşme kadar önem taşır.

Aile Bireylerine Kiralama ve Vergi – Sözleşmenin Vergisel Açıdan Tanınabilmesi İçin Ne Gerekli?

Vergi güvenliği sağlamak için azami özen gerekmektedir. Yakın akrabalar arasındaki kira ilişkilerinin vergilendirilmesi farklı koşulların sağlanmasını gerektirir, bu koşulların birleşimi bütüncül, tutarlı bir tablo sunmalıdır: Kira ilişkisi, piyasa koşullarındaki bir kira ilişkisiyle uyumlu olmalıdır. Sözleşme açık, eksiksiz ve mümkünse yazılı şekilde yapılmalıdır, yasal zorunluluk olmasa bile.

Özellikle önemli olan ve pratikte çoğu zaman eksik kalan hususlar: kira bedelinin kesin olarak belirlenmesi, ödeme vadesi, işletme giderlerinin hesaplanma yolu ve konutun kullanımıyla ilgili düzenlemeler. Eksik bilgiler, sözleşme iradesinin eksikliği için bir gösterge olarak yorumlanabilir. Bunlar ayrıntı değil; vergi dairesi tarafından yapılan vergisel değerlendirmede temel unsurlardır.

En az sözleşmenin düzenlemesi kadar önemli olan, imzadan sonraki gerçek uygulamadır. Düzenli banka havaleleri, ödeme gecikmesi yaşanmaması ve sözleşme hükümlerinin fiilen uygulanması vergi idaresi için vazgeçilmezdir. Kira ödemeleri düzensiz veya hiç yapılmıyorsa, en iyi sözleşme dahi vergisel önemini yitirir. Gerçek uygulamalar belirleyicidir; niyet beyanları değil.

Akrabalara Kiralamanın Vergilendirilmesi Uygulamada – “Aile İçi” Kiralama Nasıl Kurallara Uygun Yapılır?

Teoride tüm detaylar açık olsa da pratikte çoğu kez aynı hatalar tekrarlanır. Yakın tanıdıklara yapılan kiralamalarda çoğunlukla formaliteler sıkı şekilde uygulanmaz, ödeme yükümlülükleri gevşek ele alınır ve kira, genellikle ciddiyetle değil, “sembolik bir jest” olarak görülür. Tam da bu noktada en büyük problemler ortaya çıkar.

Aile bireylerine yapılan kiralamadan elde edilen kira gelirlerinin doğru şekilde vergilendirilmesi için özel yaşam alanı ile finansal alan arasında kesin bir ayrım zorunludur. Aile ilişkileri, kira ilişkisinin vergisel şartlarını etkilememelidir – en azından vergi idaresinin gözüyle bu durum açıkça görünmemelidir. Bu nedenle en yakınına güven dahi olsa diğer tüm sözleşme taraflarının uygulandığı prosedürlerin aynen işletilmesi gerekir – sözleşme hükümlerinin tutarlı bir şekilde uygulanması da dahil.

Bu, pratikte şunu da gerektirir: Birkaç ayı bulan ödeme gecikmeleri, daha sonra yapılan “denge ödemeleri” ya da kiracıdaki yaşam koşullarına göre kira bedelinin sonradan uyarlanması kabul edilemez. Bu tür uygulamalar aile içinde alışıldık olabilir; ancak vergisel çerçeveyle tamamen çelişir. Bu nedenle vergi dairesinin bakış açısı nihayetinde belirleyicidir.

Akrabalara Kiralamadan Elde Edilen Kira Gelirlerinin Vergilendirilmesi – Sorunsuz Süreç İçin Ne Yapılmalı?

Daha fazla hukuki güvenlik için olgulara objektif ve pratik yaklaşmak gerekir. En temel olan, sözleşme ile fiili uygulamanın şüpheye yer vermeyecek şekilde olmasıdır. Bu bağlamda özellikle piyasa koşullarına uygun kira bedeli, düzenli ödemeler, gizli maddi ilişkilerden uzak durulması ve açık kira şartları gereklidir.

Çoğu zaman gözden kaçan bir diğer husus da, sözleşme ilişkisinin genel bütünlüğüdür. Tek bir hata vergi avantajının tamamının kaybına yol açmasa da, birden fazla küçük sapma bir araya geldiğinde tabloyu tümden olumsuz etkileyebilir. Kira ilişkisi piyasa seviyesinden ne kadar uzaklaşıyorsa, vergi açısından bu ilişkinin özel ve gelir getirme amaçlı olmadığı yönünde değerlendirme ihtimali artar.

Sonuç olarak: Her şeyin “mükemmel” olması şart değildir, önemli olan inandırıcılıktır. Tutarlı ekonomik bütünlük ve tutarlı sözleşme uygulaması mevcutsa, sorunsuz bir hesaplama büyük olasılıkla mümkündür. Sözleşme sadece formal bir eylem olarak değerlendiriliyorsa, sorunlar er ya da geç kaçınılmaz olur ve bu noktada düzeltme genellikle neredeyse mümkün değildir.

SSS

Almanya’da aile bireylerine kiralama halinde hangi kira tutarı uygulanmalıdır?

Uzun süreli kiralamalarda, kira tutarının piyasa rayiç değerinin en az %66’sına denk gelecek şekilde belirlenmesi önerilir. Ancak bu durumda kira ilişkisi vergisel açıdan tam anlamıyla karşılıklı menfaatli (entgeltlich) sayılır ve kiralamayla ilgili tüm giderler tam olarak düşülebilir. Bu düzenleme, Gelir Vergisi Kanunu’nun (EStG) 21. maddesinin 2. fıkrasına dayanmaktadır.

Piyasa rayiç kiraya uygulanan %66 sınırı nasıl hesaplanır?

Temel olarak taşınmazın bulunduğu yerdeki emsal kira bedeli esas alınır; yani karşılaştırılabilir bir konuta ilişkin yerel kira bedeli dikkate alınır. Hesaplamada esas olarak net kira ile birlikte devredilebilen işletme giderleri de dahil edilir – uygulamada bu nedenle sadece soğuk kira değil, ilgili sıcak kira değerleri karşılaştırılır. Yerel kira bedeli öncelikli olarak kira endeksi üzerinden tespit edilebilir; kira endeksinin bulunmaması halinde ise, benzer konutlara ilişkin veriler temel alınır.

Kira bedelinin piyasa kirasının %50 ile %66’sı arasında olması halinde ne olur?

Bu aralıkta tam maliyet indirimi yine de mümkündür; ancak vergi dairesi tam gelir fazlası tahmini talep edebilir. Tahminin ilgili dönem için olumlu bir fazlalık göstermesi durumunda, maliyetler kural olarak tamamen düşülebilir. Olumsuz bir sonuç çıkarsa, indirim orantılı olarak sınırlandırılır.

Kira bedelinin piyasa kirasının %50’sinden az olması halinde ne olur?

Yerel piyasa kirasının %50’sinin altında kalan kira bedelinde, vergi dairesi kiralamayı bedelli ve bedelsiz olmak üzere ikiye ayırır. Vergisel maliyetler, ancak kiralamanın bedelli kısmına isabet eden oranda düşülebilir. Örneğin, kira bedelinin piyasa kirasının %40’ı olması halinde, ilgili maliyetlerin yalnızca %40’ı bedelli kısma atanabilir.

Bir konut aile ferdine bedelsiz olarak tahsis edilebilir mi?

Bu mümkündür; ancak bu durumda kira geliri doğuran bedelli bir kiralama söz konusu olmaz. Tamamen bedelsiz tahsis durumunda, mal sahibi bedelsiz kullanım hissesine düşen maliyetleri, bedelli kiralamadaki gibi vergisel açıdan değerlendiremez. Tam maliyet indiriminin devamlılığının sağlanabilmesi için, belirtilen sınırlar dahilinde gerçek bir kiralama gerçekleştirilmesi daha güvenli vergisel çözüm sunar.

Aile bireylerine yapılan kiralamalarda kira sözleşmesi yazılı olarak yapılmalı mı?

Kira ilişkisinin varlığı için yazılı bir sözleşme her durumda zorunlu olmasa da, aile bireylerine kiralama halinde yazılı bir sözleşme özellikle tavsiye edilir. Vergi dairesi, sözleşme şartlarının açıkça düzenlenip düzenlenmediğini ve üçüncü kişiler arasında yapılacak olanlarla uyumlu olup olmadığını denetler. Sözleşmede özellikle kira bedelinin miktarı, ödeme şekli, yan giderlere ilişkin düzenlemeler ve kiralanan konutun tanımı yer almalıdır.

Aileye yapılan kiralamalarda kira fiilen ödenmeli mi?

Evet. Yalnızca yazılı bir sözleşme yeterli değildir – kira bedelinin sözleşmeye uygun şekilde gerçekten ve düzenli olarak ödenmesi gerekir. Düzenli banka havaleleri, ödeme durumunun en şeffaf şekilde belgelenmesini sağlar. Birkaç aylık gecikmiş ödemeler, sembolik ödemeler veya ödenen kiranın kiracıya iade edilmesi, vergi dairesi nezdinde sözleşme ilişkisinin fiili olarak uygulanıp uygulanmadığı konusunda şüphe oluşturabilir.

Aile üyelerine yapılan kiralamalarda hangi maliyetler indirilebilir?

Kiralamanın vergisel şartları sağlanıyorsa, reklam giderleri arasında yapı amortismanı, taşınmaza ilişkin kredilere ait faizler, bakım-onarım giderleri ile mal sahibinin üstlendiği belirli idari ve işletme giderleri sayılabilir. Kira bedeli piyasa kirasının en az %66’sı düzeyindeyse, kiralama ile ilgili maliyetler kural olarak tam olarak dikkate alınabilir.

Piyasa kirası artar ve aileye uygulanan kira oranı %66’nın altına düşerse ne yapılmalı?

Belirlenen kira bedelinin güncel yerel piyasa kirasına oranı yeniden kontrol edilmelidir. Sözleşme değişikliği olmasa dahi piyasa kirasındaki artış, mevcut kira bedelinin %66 sınırının altına inmesine yol açabilir. Bu nedenle, güncel kira endeksinin düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerekiyorsa kira bedelinin uyarlanması, tam maliyet indiriminin devamı açısından faydalı olur.

Almanya’da aile bireylerine yapılan kiralamalar vergi beyannamesinde nerede beyan edilir?

Taşınmaz kiralamalarından elde edilen gelir ve giderler, Almanya vergi beyannamesinin V ekinde beyan edilir. Formda, aile bireylerine kiralanan taşınmazlara ilişkin bilgilere de yer verilir; vergi dairesi sözleşme koşullarını ve kira miktarını, piyasa kirasına göre inceleyebilir. Alan numaraları, formun farklı sürümlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Makale

Maciej Szewczyk

Maciej Szewczyk, IT danışmanı, inovasyon yöneticisi ve yeminli Almanca çevirmen olup, Polonya ve Almanya vergi hukuku konusunda uzmanlaşmıştır.

Birçok uluslararası şirketin BT projelerinde danışman olarak deneyim kazanmıştır. 2017 yılında taxando GmbH adlı bir start-up şirketi kurmuş ve yıllık vergi beyannamesi vermeyi kolaylaştıran yenilikçi Taxando vergi uygulamasını geliştirmiştir. Maciej Szewczyk, teknolojik uzmanlığını vergi mevzuatı konusundaki derin bilgisiyle birleştirerek alanında bir uzman haline gelmiştir.

Özel hayatında mutlu bir eş ve baba olan Maciej, ailesiyle birlikte Berlin’de yaşamaktadır.

Yazar hakkında daha fazla bilgi

Taxando ile kolay ve hızlı – uygulamayı indirin

Diğer girişler